www.dayoglu.com

.

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
www.dayoglu.com

Sona Kalan Her Zaman Kaybetmez

E-posta Yazdır PDF

Kentlerde yaşayan halkın oranı her geçen gün artarak yüzde ellinin üzerine çıkmış durumda. Şehirleşme bir taraftan modern yaşamın nimetlerini insanlara sunarken diğer taraftan da birçok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Söz konusu olumsuzluklar listesinin üst sıralarında artan ulaşım zorlukları geliyor. Şehirde yaşayan insanlar sabahın erken saatlerinden gece geç vakitlere kadar bir yere diğerine ulaşmaya gayret ederken yollarda saatlerce vakit harcıyor.

Toplu ulaştırma sorunlarının çözümlendiği kentlerde yaşayanlar arzu ettikleri noktalara kısa sürede zahmetsizce ulaşırken ulaştırma alt yapısı tamamlanmamış şehirlerde halkın büyük çoğunluğu yollarda saatlerce zaman kaybediyor.

Endüstrileşme devriminin sonrasında Amerika, Avrupa ve Japonya’nın önde gelen kentlerinde toplu ulaştırma çözümlerine yatırımlar yapılarak kara, deniz ve demir yolu entegrasyonu planlı bir şekilde tamamlandı. Daha sonra sistemlerin geliştirilmesi ve ulaştırma hızının yükseltilmesi için veriler toplandı. Toplanan verilere göre alt yapı ve ulaştırma modlarının entegrasyon yatırımlarına yön verildi.

Devamını oku...
 

Otobüs İşletmecileri Hayra (mı) Çalışıyor?

E-posta Yazdır PDF

Otobüs işletmeciliği babadan oğula geçen bir meslekti. Ancak böyle giderse bundan böyle olamayacak. İşini ciddiye alıp profesyonel yönetim izlenmediğinde, otobüs işletmelerinin hayatlarını sürdürmesi her geçen gün daha zorlaşacak. Türkiye’de otobüs işletmeciliği yapanların ilk önce kurumsallaşması ve yatırımlarının karşılığını alıp almadıklarını ciddi olarak hesap etmesi gerekiyor. Zira yatırdığı paranın karşılığını almayan şirketler, adeta bir serap görüyor ve sonunda sarsıntıyla uyandıklarında iş işten geçmiş oluyor.

Enflasyonun %80-85 olduğu yıllarda otobüs bir yatırım aracı olarak görülüyordu. Otobüs alınıyor, borcu iki üç yılda ödeniyor, borç ödeme süresinde dişler sıkılıyor, gelen paraya dokunulmuyor, borç bitince de otobüs satılıyor ve ikinci el değeri de elde kâr olarak kalıyordu. Sonra kazanılan bu para yeni bir otobüs için peşinat olarak ödeniyor ve süreç tekrar başlıyordu. Bu oyunun vazgeçilmez baş aktörleri olan bireysel otobüsçülerdi. Ancak bugünlerde bir çok bireysel otobüsçü, içinde bulunduğu su yavaş yavaş ısıtıldığı için ne olduğunu anlamayan kurbağa gibi yok olmakla karşı karşıya kaldı. Bunun ana nedeni; geçen bu süreç içerisinde bir taraftan borcu ödemeye çalışırken, diğer taraftan da başta akaryakıt olmak üzere, diğer masrafları karşılamaya çalışırken yaptıkları işin temelinde yatan “para kazanma” gerçeğini atladılar. Kendileri için değil başkaları için çalıştılar ve kendilerini yeterince geliştirme fırsatı bulamadılar.

General Electric’in efsanevi CEO’su Jack Welch “Etrafınızdaki dünya, sizden hızlı dönüyorsa sonunuz yakındır” demişti. İşte otobüsçü, ticareti kuralına göre oynayamadı ve yok olmakla burun buruna geldi.

Peki durum bu kadar kötü mü? Bunun bir çıkışı yok mu?  
Devamını oku...
 

Hizmet Kalitesi Kalifiye Eleman İle Artıyor

E-posta Yazdır PDF

Bir sektörün gelecekte kaliteli ve verimli gelişmesi, o sektöre hizmet edenlerin tecrübesi ve birikimiyle eşdeğerdir.

Bugün dünyada hizmet kalitesini yükselten sektörlere ve bu sektörlerdeki firmalara baktığımızda kalifiye eleman yetiştirmeye çok özen gösterdiklerini görüyoruz. Bu noktada önemle üzerinde durmamız ve irdelememiz gereken, “Dünyada durum böyleyken, ülkemizde ve sektörümüzde nasıl?” sorusu olmalıdır.

Benim gibi bu pencereden bakanların, ortak cevabı sanırım karamsar bir tabloyu işaret ediyor. Fakat geçen yazımda da belirttiğim gibi, içinde bulunduğumuz karamsarlık bizi çözüm üretmekten hiçbir zaman alıkoymamalı. Kalifiye elaman konusunda eksiğimiz olabilir, çok yol almamız da gerekebilir, fakat Türkiye’de her konuda gelişime ihtiyaç duyuluyorsa burada bahanesiz ve koşulsuz olarak, üzerimize düşenleri gerçekleştirmeliyiz.

Bahsettiklerimizi otomotiv sektörüne indirgediğiniz zaman anlatmak istenileni daha iyi örneklendirebiliriz diye düşünüyorum. Dikkat edilecek olursa 2001 krizi ile birlikte ihracata yönelen otomotiv sektöründe büyük gelişmeler yaşandı. Bu gelişmenin nedenlerinden birisi aslında çok açık; kaliteden ödün vermeyen dünya ölçeğinde rekabet eden Türk otomotiv üreticisinin bu süreçte kalifiye elaman yetiştirmeye büyük önem vermesidir.

Bugün içinde bulunduğumuz daralma sürecinde, üretimi azalan ya da kısmen duran otomotivci, eğitimli ve deneyimli personelini kaybetmemek için büyük çaba sarf ediyor. Çünkü eğitimli eleman kaybı, üretici açısından, kalite ve verimli üretim için yapılmış yatırımların boşa gitmesi anlamını taşıyor. Ayrıca eğitimli eleman kaybı, önceden yapılan yatırımların, krizden sonra sıfırdan yapılmasını da gerektiriyor. Kısacası eğitimli elemanının kaybı geleceğe dair yapılan yatırımların kaybı demek oluyor.

Devamını oku...
 

Soruna Değil Zafere Konsantre Olarak Değişim Yaratmak

E-posta Yazdır PDF

2008 yılının son çeyreğinden bu yana içinde bulunduğumuz global ekonomik kriz nedeniyle ülkemizdeki reel sektör olumsuz olarak etkilenmeye başladı. Sorunun boyutu bugün tam olarak tahmin edilememekle birlikte 2009 yılındaki büyüme beklentileri çok iç açıcı değil. 2002-2007 yılları arasındaki büyüme (GSMH) ortalama %7 mertebesindeyken 2009 için yapılan beklenti anketlerinde büyümenin %1 mertebesinde olması, reel sektördeki bir çok şirkette ciddi bir değişim yönetimi yapılacağının ipuçlarını veriyor.

Değişim yapmak zorunda kalacak bazı firmalar performanslarını iyiden mükemmele çekmeye çalışırken, bazıları maliyetlerini düşürmeye, bazıları iş süreçlerini iyileştirip verimliliğini arttırmaya, bazıları firma evliliği yapmaya veya farklı coğrafyalara sıçramaya çalışacaklar.

Devamını oku...
 

Ne Kadar Karanlık Olursa Olsun Gözler Karanlığa Alışır

E-posta Yazdır PDF

Türk otomotiv sanayi çözümü zor bir denklemin içinde. Fakat bu süreçte, üreticilere karamsarlığın pek yakışmayacağını düşünüyorum. Kriz kelimesi insanların diline  dolandığında eminim ki bu durumun kimseye bir faydası görülmeyecektir.

Otobüs sektöründe 2001 krizini yaşayanlar hatırlayacaktır ki, o dönemde pazarda yüzde 90’lara varan bir daralma yaşanmıştı. 2001’de yaşadıklarımızı 2008 krizi ile kıyaslamamız elbette mümkün değil. Çünkü o gün yaşadığımız ekonomik bunalım, Türkiye’nin iç sorunları nedeniyle meydana gelen olaylardan dolayı tetiklenmişti ve sadece kendi iç pazarımızı etkilemişti. Bu gün, yaşadığımız ekonomik krize baktığımızda, Amerika’dan başlayıp, Avrupa ve uzak doğuya yayılan daha sonra da Türkiye’ye sirayet eden global bir dalgalanma görüyoruz.

2001 yılında, iç pazarda bunalım yaşayan üreticiler, çözümü ihracatta bulup, dış pazara yönelmişlerdi. Maalesef bugün, dünya otomotiv pazarında yaşanan daralma, ihracatı da çözüm olmaktan çıkardı. Peki, üretici bu noktada çıkmazların içinde sıkışıp kalmış mıdır?

Elbette ki hayır…

Devamını oku...
 

ILKNUR'UN "HAYAT ESKİSİ GİBİ DEĞİL" BAŞLIKLI YAZISI YAYINLANDI

Biz'in altında İlknur Dayoğlu'yu tıklayın

BİZDEN GÖRÜNTÜLER

ilknur2_bodrum.jpg

ARADIĞINIZ KELİMEYİ YAZIP "ENTER" TUŞUNA BASINIZ


AYLİN'İN SON YAZISI "YASAMIM'DAN KARELER" YAYINLANDI

Telif Hakkı © 2009 www.dayoglu.com. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU/GPL lisansı ile dağıtılan bir Özgür Yazılımdır.